29 Ağustos 2013 Perşembe

TEK KİŞİLİK OYUN



Söndü ışıklar,
Kapandı perdeler.
Oyun son buldu,
Tek kişilik bir sahneydi bu.
Alkışlayanı yok,
Eleştireni çok…

BARIŞLAR, UMUTLAR



Bir çocuk vardı, ismi Barış.
Annesi ağlıyor şimdi, haykırıyor.
Göğü yarıyor o haykırış;
“BARIŞ, BARIŞ, BARIŞ”
Gözyaşları yerine,
Kan damlıyor gözlerinden kan.
Aldılar yavrusunu elinden,
Daha o yavrusuna, yavrusu dünyaya doyamadan.
Aynı nice Barışlar, nice Umutlar gibi…
Artık ağlamasın analar,
Ölmesin umutlar, barışlar…

MESAFEDE NE?



Kilometrelerimdir, aramızda ki mesafe?
Yoksa kafamızın içinde ki düşünceler mi?
Sevmek, sevebilmek sadece görmek midir?
Sadece dokunabilmek mi o fani tene?
Sen benim tinime dokunamadıktan sonra,
Doksan ne yazar bir gün solacak tenime?

SEVGİ

Sevgi dediğin nedir ki?
Altı üstü beş harf.
Kolay alınır, satılır bu devirde,
Herkesin, her yerde dilinde.
Pazara çıkmış sevgiler, pazara.
Hem de bitpazarına,
Ama yoksulda nerde para?
Anca bakar bakar durur orada…

AH BU HAYAT

Yıkılan bir binanın yerine yapılan yeni bir bina gibi ruhsuz ve hatırasız olmaya başladı bu hayat... Yalan dünyanın yeniden sıkılmadan bıkmadan doğan yeni gününe söver oldum, sahteden ışıldayan güneş ısıtmaz ne beni ne de bu folloşlaşmış dünyayı sadece sahte bir ışıltılı verir aynı hiç tanimayipta göz göze geldiğin güzel bir kızın gözünün parıltısı gibi...

HERYERDE, HERŞEYDE SEN

Güllerde kokunu, 
Bülbülde sesini, 
Güneşte sıcaklığını, 
Hissediyorum sanki… 
Ya gerçekten her şeyde sen varsın, 
Yâda ben Tevhidi yanlış anlamışım…

SENİ YAZMAK

Seni yazmaya çalışırken, 
Kalemim dahi titriyor, 
Kâğıdın üstünde hep çizik çizik kelimeler. 
Sanki birileri ilham perimi katletmiş, 
Aklıma zor geliyor sözcükler. 
Okuyan herkeste seni bana soruyor. 
“Temmuz’u kışa çeviren, 
Tir tir titreten kim?” diye, 
Bende diyorum; 
“O bir zemheri gülü, Temmuz sıcağında yaşayamaz!
Ben ondan Temmuzu kışa çeviriyorum!”

BU BİR ŞİİR SENLE BAŞLAYIP SENLE BİTEN

Ne ben Mecnunum, ne sen Leyla.
Ama anlayamadığım, 
Kelimelerle anlatamadığım, 
İmkânsızlığım gibi geliyorsun bana. 
Kafamda bir cümle oluşuyor sonra, 
Bakıyorum ki; 
Baş harfi sen, noktası, virgülü sen. 
Senle başlayıp senle biten. 
Bu cümleyi; Hayatımın özeti gibi kabul ederken, 
Yine korkularından elleri titreyen bir ben,
Haykırıyorum geldiği gibi içimden. 
Haykırıyorum, haykırıyorum, haykırıyorum 
Nefesim kesiliyor artık, bitiyor!!! 
Ama içimden haykırma isteği gitmiyor, 
Sanırım, sen duyasıya kadarda gitmeyecek… 
Yine gün doğarken karanlık gecenin üstüne, 
Dünya aydınlanırken, güneş ile 
Benim bu ümitsiz, karanlık içinde olan yüreğim 
Stabil kalıyor, aydınlanan dünyanın tersine. 
Çünkü benim güneşim; 
Aynı değil dünyanınki ile. 
Senin sesinde hissediyorum, 
Resimlerinde ki gülücüklerinde görüyorum, 
Ve hiç sahip olamadan kaybetmekten korkuyorum.

ANLATABİLMEK

Aşkı anlatmaya;
Bazen bir kelime yeter.
Bazende bir ömür biter.
Aslında çok basittir.
Önemli olan, anlamak isteyene anlatmaktan geçer.
O istemedikten sonra;
Destan yazsan neye fayda eder...
"Bakışına hasret kaldım.
Seni görebilme ümidiyle,
Azraile bile borçlandım.
Gel hadi!!!
Anlamak iste hadi!!!
Gücüm kalmadı artık,
Daha da beklemeye.
Kelimeler kalmadı artık,
Seni beklerken çektiğim acıları tasvir etmeye..."

NE GÜZEL BİRGÜN YAŞAMAK İÇİN

Şehrimde güneş doğuyor,
Çiçekler açıyor, dağlarımızda.
Kuşlar bugün bir ayrı ötüyor,
Tabiatın en güzel sesi kulağımızda,
Ne güzel birgün yaşamak için.


Hava bugün ayrı bi sıcak,
Sanki aylardan TEMMUZ.
Heryer pırıl pırıl, ter temiz.
Hasret ile bakmıyor artık gözlerimiz.
Ne güzel birgün yaşamak için.

Ey arkadaş, kıymetini bil yaşamın.
Kim sonsuz kaldı ki, sen kalasın.
Geldin belki, ölüm anındasın.
Anı yasaki pişman olmayasın.
Ne güzel birgün yaşamak için...

GEL BANA DOĞRU

Umutsuzca göklerde savrulan kuşum,
Baharı ararken, zemheriye mi tutuldun?
Üşüyorsun, donacaksın.
Düşeceksin, kanadın kırılacak!
Korkuyorum, sana birşey olacak!
Gel bana doğru, çırp kanatlarını,
O gördüklerin, doğru değil!
Hepsi tuzak kurmuş bekliyor,
Gel bana doğru, gel.
Çırp kanatlarını, uzaklaş oralardan.
Gel ben sana Yaz’ı vaat ediyorum.
Temmuz’u, Temmuz’un sıcaklığını.
İçindeki buzları eritecek,
Sana hürce kanat çırptıracak Temmuz’u.
Gel kuşum, ben sana Özgürlüğünü vaat ediyorum.
Gelmezsen yazık olur,
Vururlar seni, herkes etini istiyor,
Aç gözlü insanlar var orada,
Uzaktan dağlara Bahar gelmiş gibi gözüküyor,
Ama üstüne kır düşmüş yaprakların,
Hala esiyor rüzgârlar,
Sana kuş sesi gibi gelen, rüzgâr uğultusu,
Seni kandırmaya çalışıyor, bu yaşam,
Seni kandırmaya çalışıyor bu insanlar.
Gel bana doğru, gel.
Ben sana gerçekleri vaat ediyorum.
Seni vurmak, incitmek değil amacım,
Seni korumaya çalışıyorum.
Bırak yalandan yapmacık sevgileri,
Ben sana ter temiz bir sevgi vaat ediyorum.
Fazla göze gözükmese de,
Gerçek olan, hissettiren bir sevgi.
Gel ben sana HAYAT VAAT EDİYORUM…

ÜMİDİM

Gurbetmidir zor olan?
Hep acılarmıdır yüreğime dolan,
Atar damarlardan gelen kan misali?
Yıldızlarmıdır gençliğimi benden çalan?
Yoksa yıldızlar kadar uzak, hasretliklermi?
Bir of çektim yıkılmadı dağlar!
Azalmadı mesafeler!
Bitmedi isyanlar,silinmedi kalbimdeki yaşlar!
Öldüğümde yaksınlar beni.
Dört bir yana, küllerimi savursunlar.
Küllerin arasında kaybolsun hasretlik,
Rüzgarlar savursun beni buradan oralara.
Hasreti bitirsin, uğultusuyla.
Ümidim Fırtınalara...

Ne ben bülbül oldum,
Nede gurbet altın kafes!
Yine var sılaya hasret.
Binlerce değil, bir kilometre ağır gelir,
Taşıyamaz yürek!
Ay ışığı aydınlatmaz,
Yaşıyorum güneşe hasret.
Ey şu küçük gönlümün yüce sesi,
Sessizliklerin çığlığı,
Haykır artık,duyulsun sesin sıladan.
Yardım etsin, yaradan!
Bitmesede azalsın bari içimdeki gam,
Ümidim Haykırışlara...

SON BAHAR TEMMUZ'U

Boğuluyorum, dipsiz sulardaymış gibi,
İçimde anlatılmaz kederlerle.
Bakmıyorum bile yardım eli gelirmi diye.
Sözlerim beni sevdiğini söyleyenlere,
Suç sizde değil bende.
Anlatamadım içimdekileri sizlere,
Doğru dürüst tanıtamadım Temmuz'u size.
Hep saplandı kaldı bazı kimliklerin arkasında.
Temmuz döndü Ekim'e
Döktü gönlündeki yaprakları,
Hiç yeşertemeden.
Sıcağından yanmadınız, sadece soğuğundan üşüdünüz,
Titrediniz sanki zemheri soğuklarında üşür misali.
Size göre doğrusu olmadı ki,
Yabancıya olsun!!!
Yinede isyanım yok sizlere!
İsyanım kendime...
Ama yinede inanıyorum,
Yeni günler doğacak bir yerlerde,
Çiçek açacak, kurumuş ağaçlar.
Doğrusunu bulacak yanlışlar.
İlk bahar gelecek, sarımtırak dağlarımıza.
Buzlar eriyecek, hayat yeşerecek.
O gün Temmuz yeniden doğacak.
Birgün gelecek adı efsane olacak
SON BAHAR TEMMUZ'U

MECBURUM

Gündüzlerin geceye döndüğü gibi,
Döndüm sana, mecburum.
Ne ellerim dolu, ne de kalbim.
Sadece, beynimde saplantılaşan,
Atılması imkânsız alışkanlığımsın.
Sana dönmeye, senle yaşamaya mecburum!!!

Kalbimde açtığın yaraları tarif etmek için,
Kelimelere yüklediğim manalar kifayetsiz.
Biliyorum çok saçma, ama
Ben senden, acı almayı seviyorum bence.
Seni değil, senin verdiğin acıları seviyorum.
Bağlanıyorum sana, acılar bağlıyor,
Mecbur kılıyor beni, sana…